|
DİSTEMPER (KÖPEK GENÇLİK HASTALIĞI) :
Her yaştaki köpekte görülebilmesine
rağmen özellikle yavru köpeklerde daha sık rastlanılan, solunum, sindirim, deri,
göz ve sinir sistemine bulaşan son derece bulaşıcı ve çoğu kez ölümcül bir viral
enfeksiyondur. Özellikle iç parazitler gibi ikincil hastalıklar da varsa çok daha
şiddetli seyredebilmektedir. Distemper insanlara geçmez fakat yavru köpekler arasında
özellikle solunum yoluyla çok hızla bulaşır. Genellikle klinik bulgular başlamadan
önce köpekte genel bir durgunluk, iştahsızlık ve ateş vardır. Köpeğin, hastalık
etkeni virüsü aldıktan sonra 1 hafta 10 gün içinde klinik bulgular başlar. Hastalık
5 ayrı klinik formda seyreder ve her her form arasında 1 hafta kadar sürebilen iyileşme
periyodu görülebilir.
Klinik formları:
1- Mide-barsak formu: Şiddetli kusma, ishal ve iştahsızlıkla seyreder.
2- Göz formu: Gözde sarı-yeşil bir akıntı vardır ve göz kapaklarını kısarak bakmaya
çalışır.
3- Akciğer formu: Kuru bir öksürük ile başlar, artarak yaş forma döner, burun kurumuştur,
sarı yeşil akıntı gelir.
4- Deri formu: Patilerin yastık bölümününde (ayağın alt kısmı) erozyonlar dikkati
çeker ,vücüdün değişik yerlerinde de sivilce benzeri görüntüler olabilir.
5- Sinirsel form: Bu form genellikle klinik seyrin en sonunda yaşanır. Vücudun değişik
kaslarında seyirmeler (artarak devam edip bütün bedeni etkileyebilir), kısmi veya
genel felç, dönme hareketi veya epilepsi (sara) krizi nöbeteleri ile karakterizedir.
Sinirsel formun ilerlemiş aşamasında bazı köpeklerde kontrolsüz şekilde havlama
veya bağırma belirtileri görülebilir.
Ne yazık ki oldukça ölümcül bir hastalıktır ve atlatabilen köpeklerde de seyirmeler
(gözde veya ayaklarda), yürüyüşte zorlanma gibi arazlar bırakabilir. Hastalık genellikle
aynı anda 2 formu da beraber göstererek seyreder. Hastalığın teşhisinde klinik bulgular
ve bu bulguları meydana getirebilecek diğer hastalık ihtimallerinin ekarte edilmesi
belirleyici olur. Gençlik hastalığının tedavisinde veteriner hekim klinik bulgulara
göre tedavisini yapar ve hastalığa özgü serumu uygular. Hasta köpeğin vücut direnci
bu hastalığın tedaviye cevap verip vermeyeceğini belirleyen faktörlerden belki de
en önemlisidir. Yani köpekte herhangi bir parazit olup olmadığı, annesini ne süreyle
emdiği, gelişme hızı gibi faktörler özellikle yavru köpekler için son derece önemlidir.
Distemper hastalığının aşısı vardır. Köpek 1.5 aylık olduktan sonra 3 hafta arayla
3 defa yavru köpeklere ve ergin olanlara da yılda 1 kez uygulanarak bağışıklık sağlanabilir.
Veteriner hekimin belirleyeceği aşı programına uyularak bu denli önemli bir hastalıktan
köpeklerimizi koruyabiliriz
Kanlı İshal (Parvoviral Enteritis, PARVOVİRÜS)
Özellikle yavru köpeklerde görülen (erişkinlerde nadirdir) bulaşıcı, hızlı seyreden
bir hastalıktır. Belirtileri arasında ishal (ileri dönemlerde kanlı ishal ) yüksek
ateş ve kusma olan ölümcül bir viral hastalıktır. Hastada şiddetli halsizlik, su
kaybı ve kan kaybı vardır. İki aydan küçük köpeklerde virüs, kalbi etkileyerek kalp
krizinden dolayı ani ölümlere yol açabilir.
Hastalığın teşhisinde klinik bulgular
ve laboratuar testleri (kan parametreleri ve serolojik test) veteriner hekime yardımcı
olur.
Tedavisinde (su kaybı söz konusu olduğundan) serum, antibiyotikler, bulantı kesiciler,
gerekirse kan nakli klinik bulgulara yönelik müdahalelerin yanında spesifik serumda
uygulanabilir. Tedavi hastanın vücut direncine bağlı olarak 3-5 gün sürer. Geç kalınmış,
klinik bulgular ilerlemiş ve vücut direnci çok düşük yavru köpeklerde tedavinin
başarı şansı azalır. Erişkin köpekler bu hastalığı çok daha hafif (örneğin sadece
ishal ile) atlatabilirler. Özellikle Rotweiler, Doberman ve kagal yavruları bu hastalığa
karşı çok daha duyarlıdır.
Kanlı ishalin bulaşması solunum ve dışkı yoluyla olur ve hasta köpeğin diğer köpeklerle
temasının engellenmesi son derece önemlidir.
Kanlı ishalin aşısı vardır ve yavru köpek 1,5 aylık olduktan itibaren 3 hafta aralığıyla
en az 3 kere tekrarlanarak bağışıklık sağlanır.
Uyuz hastalIğI ve tedavisi:
Uyuz bir deri hastalığıdır ve ülkemizde de çok yaygın olarak görülmektedir. Yaygın
görülmesinin en büyük sebebi sokak köpekleri diye adlandırılan sahipsiz hayvanların
ve pire-kene gibi dış parazitlerin sayısının oldukça fazla olmasıdır. Uyuz hastalığının
birçok formu vardır ve oldukça inatçı bir hastalıktır. En yaygın bulaşma şekli pire
ve keneler, direk temas ve dokunma, ortak kullanılan tasma, mama kabı, yatak vb.
eşyalar, ortak kullanılan alanlardır. Doğada oldukça yaygın ve kolay bulaşan bir
hastalıktır.
Bazı türler sadece kulak kepçesi ve çevresinde, bazıları ise göz ve çevresinde lokal
lezyonlar oluşturabilirler. Genelde derinin tüysüz bölgelerinde ve dirseklerden
başlayan lezyonlar tedavisi yapılmazsa vücuda yayılırlar ve generalize olurlar.
Uyuz hastalığını yaratan etken derinin epidermis katında veya kıl foliküllerinde
yerleşen ve tünel kazarak hareket eden mikroskobik boyuttaki uyuz böcekleridir.
Lezyonlu deriden kazıntı yapılarak alınan materyalle hazırlanan preparatlar, mikroskop
altında incelendiğinde uyuz etkenleri rahatlıkla görülebilmektedir.
Ülkemizde yaygın bulunan türleri:
- Demodex
- Sarcoptes
- Otodectes
- Notoedres
-Psuoroptes 'tir.
Uyuz böcekleri; deri döküntüleri, doku artıkları, kan ve doku sıvısı ile beslenirler.
Deride derin ve genelde kaşıntılı lezyonlara sebebiyet verirler. Sadece Demodex
türü uyuzda kaşıntı azdır veya hiç olmamaktadır.
Semptomlar
- Oldukça şiddetli kaşıntı (bazı türler hariç)
- Kızarıklık
- Deride veziküller
- Vücutta yaygın yaralar
- Tüy dökülmesi
- Deride kalınlaşma
- Tüylerin dökülmesi(lokal veya genel)
- Deride ağır bir koku
- Deride kepeklenme ve kabuklanma
- Derinin renginde koyulaşma ve pigmentasyon artışı
Korunma
- Köpeklerin hijyenik ortamlarda bakımı
- Pire ve kenelere karşı önlemleri almak
- Tüy ve deri sağlığının düzenli kontrolü
- Düzenli fırçalamak
- Sık yıkamamak
- Başka köpeğe ait malzemelerin dezenfekte etmeden kullanmamak
- Beslenmesine dikkat etmek
- Yürüyüş ve gezinti alanlarına dikkat etmek
- Oyun arkadaşlarına dikkat etmek
- Hekiminizin önereceği aralıklarla dış parazitlere etkili banyo solusyonları ile
yıkamak
- Düzenli Veteriner Hekim kontrolü
En önemlisi; Vücutta oluşacak bir deri lezyonunda vakit geçirmeden veteriner hekiminize
danışmak ve ihmal etmemek gerekir. Çünkü tüm hastalıklar erken teşhisle çok daha
kolay ve çabuk tedavi edilebilmektedir.
Tedavi
Tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Tedavide yıkama solusyonları, uyuza etkili
enjeksiyonlar, spot on uygulamalar ve oral tedavi yapılabilmektedir. Hekiminiz uyuzun
formuna göre tedaviyi seçecek ve uygulamaya başlayacaktır. Genelde iyileşme süreci
4 hafta ile 6 hafta arasıdır. Demodex türü uyuz etkeni foliküllere yerleştiği için
tedavisi daha uzun ve zordur. Bu da tedavi sürecinin daha uzun olmasını sağlar.
Bazen de uyuz hastalığı; diğer deri hastalıkları ile beraber seyredebilir. Bu durum
daha komplike ve daha uzun süreli bir tedaviyi gerektirecektir.
ADENOVİRUS (BULAŞICI HEPATİT):
Yüksek ateş ,susuzluk,iştahsızlık,karın
ağrıları,karaciğer hasarı ve kanamaya yol açan viral bir hastalıktır. Aşı tek korunma
yöntemidir.
LEPTOSİPİROZİS (SPİROKET
HASTALIĞI):
Hasta hayvanların burun akıntıları,
idrar veya salyaların teması ile yayılan diğer köpeklere bulaştığı gibi insanlara
da bulaşabilen son derece bulaşıcı bir hastalıktır. Korunma aşı ile yapılmaktadır.
PARAİNFLUENZA
Bu virus üst solunum yollarında enfeksiyona neden olur..
BORDETELLA BRONCHİ SEPTİKA
:
Üst solunum yolları enfeksiyonona
neden olur.. Bu hastalık çok bulaşıcıdır.Aşı tek korunma yöntemidir.
KORONAVİRUS:
Sindirim sistemine bağlı son derece
bulaşıcı viral bir hastalıktır. Belirtileri arasında ishal,kusma,yüksek ateş ve
dehidrasyon vardır. Korunma aşı ile yapılmaktadır.
KUDUZ:
Bütün memelilere bulaşabilen ölümcül
bir merkezi sinir sistemi hastalığıdır. Kuduz kamu sağlığı açısından önemli bir
tehdit olduğundan hayvanınızın bu hastalığa karşı aşılanmış olması kanuni bir zorunluluktur.
Yeni doğmuş köpek yavruları, annelerinin sütlerinden hastalıklara karşı savaş veren
antikorlar sağlarlar. Ancak bu antikorlar normal olarak 6-12 hafta dayanırlar. Ancak
bundan sonra aşılar anne sütünün yerini almaktadır ve yavru köpeğinizin vücuduna
az miktarda yapısı değiştirilmiş hastalık unsurları vererek onun hastalanmadan kendi
antikorlarını yaratmasına uyarılır. Aşılanmamış köpeğinizi aşı programı tamamlanıncaya
kadar lütfen dışarıya çıkarmayınız. Çıkarmak zorunda kalırsanız kucağınızda çıkarınız.
Aşıları yapılmadan ve tamamlanmadan aşılıda olsa başka köpeklerle kesinlikle temas
ettirmeyiniz. Başka hayvanların dolaştığı yerlerde dolaştırmayınız. Veteriner Hekim
kontrolü , lüzumlu koruyucu aşılama ve paraziter tedavilerini yaptırmanız hayvanlardan
insanlara geçebilecek Zoonoz hastalıkların önlenmesi açısından önemlidir.
Bulaşıcı Karaciğer Enfeksiyonu
(Hepatitis Contagiosa Canis):
Özellikle yavru köpeklerin daha hassas olduğu virütik bir hastalıktır. Köpek, virüsü
aldıktan 4-7 gün sonra klinik bulguları göstermeye başlar. Bazı köpeklerde önemli
bir klinik bulgu göstermeden hafif halsizlik ve iştahsızlıkla atlatılabileceği gibi
bazen de gene herhangi bir klinik bulgu göstermeden ani ölümle sonuçlanabilir. Hasta
köpekte ateş, halsizlik, iştahsızlık, gözyaşı akıntısı, bazen öksürük, burun akıntısı,
karında ağrı, sarılık, yumuşak ve kanlı dışkı, gözün üst tabakasında (cornear17;da)
matlaşma (mavi gri göz) vücudun bazı bölgelerinde kan oturmaları (kulak, diş eti
ve karın altı gibi bölgelerde daha rahat görülebilir) dikkati çeker. Kan oturmaları
mevcut köpeklerde bu bulgu şiddetli hale gelebilir ve kan kaybından (özellikle karaciğer
kanamasından) ölüm şekillenebilir. Kan tahlilinde pıhtılaşma süresinin azaldığı
kan parametrelerinin değiştiği karaciğer enziminin yükseldiği görülür.
Klinik bulgular ve laboratuar bulguların yardımıyla teşhise gidilir. Hastalığın
idrar dış ve solunum yoluyla bulaştığı dikkate alınarak muhakkak diğer köpeklerle
hasta köpeğin teması kesilir.
Tedavide hafif olaylarda sadece antibiyotik ve vitamin takviyesi yeterlidir. İştahsızlık
gösteren hastalara serum takviyesi de yapmak gerekir. Gözünde gri mavileşme olan
köpeklerde diğer tedavinin yanında göze antibiyotik bir krem uygulanması gerekir.
Eğer kan oturmaları, kan kaybı gibi bulgular varsa kan nakli yapılması da değerlendirilebilir.
Hepatitis contagiosa conisr17;in aşısı vardır. Bir aylık olan yavrulara ilk aşısı
uygulanır ve üç hafta sonra tekrarı yapılır. Her sene aşı yinelenerek bağışıklığın
devamı sağlanır.
Kısırlaştırma:
Dişi kedi ve köpeklerin genel anestezi altında genital organlarının yani uterus
(rahim) ve ovariumlarının (yumurtalık) alınması yöntemiyle yapılan bir operasyondur.
Bazı durumlarda tek ovarium alınarakta yarım kısırlaştırma yapılmaktadır. Bu operasyon
asla tavsiye edilmez. Çünkü daha sonra vücutta bırakılan tek ovariumdan dolayı çeşitli
operasyon sonrası komplikasyonlarla karşılaşılabilmektedir. Kısırlaştırmanın bazı
avantaj ve dezavantajları vardır.
Kısırlaştırmanın Avantajları: Kısırlaştırılmayan dişi kedi ve köpekler bazı sağlık
problemleri ile karşılaşırlar. Bu jinekolojik problemler, pyometra dediğimiz uterusun
irinli yangısı, ovariumun kist ve tümörleri, prolapsus vagina ve uteri (vagina ve
uterusun dışarı çıkması) gibi sorunlardır. Yine kısırlaştırılmamış kedi ve köpeklerde
meme tümörleri riski daha fazladır. Bu riski en aza indirmek için, çiftleştirilmesi
düşünülmeyen evcilin ilk kızgınlığından önce kısırlaştırılması gerekir.
Pyometranın nedeni enfeksiyon ve hormonal nedenlerdir. Özellikle sık yalancı gebelik
geçiren köpeklerle, doğum kontrol ilaçlarını, kontrolsüz kullanan kedi ve köpeklerde
rastlanır. Kızgınlığı önleyici amaçla kullanılan preparatların, evcilin çiftleşme
isteği göstermediği dönemde verilmesi uygundur. Kızgınlık başladıktan sonra kullanılan
ilaçlar pyometraya davetiye çıkarır. Genital sistemin anatomik yapısı nedeni ile
Pyometrada sadece antibiotik kullanılması tedavide kesin çözüm değildir. Tekrarlar
yaşanabilir. Ayrıca hayvan yaşlandıkça ve vücudundaki enfeksiyon hastalık nedeni
ile anesteziye almak risk teşkil edecektir. Bu nedenle erken yaşta kısırlaştırmanın
önemi büyüktür. Kısırlaştırma sinirli ve saldırgan davranışların giderilmesi amacıyla
da önerilmektedir. Ayrıca siklus kanamaları, işaretleme amacı ile sık idrar yapma
erkek hayvanların aşırı ilgisi gibi rahatsız edici davranışlardan uzaklaştırılır.
Kısırlaştırmanın Dezavantajları: Kilo alma problemi olabilir. Ancak kilo almanın
asıl nedeni ilerleyen yaşa rağmen az hareket ve enerjisi yüksek gıda ile beslemektir.
Diğer dezavantaj östrojen yetmezliğine bağlı tüy döküntüsü ve tüylerin yavaş uzamasıdır.
Nadiren de olsa bazı evcillerde idrar tutamamaya rastlanır ve durum özellikle uyku
halindeyken kendini gösterir.
Tüm bu avantaj ve dezavantajların dışında sokak kedi ve köpek populasyonunun kontrol
altına alınmasında en etkili çözümdür.
|
|